Komutan.NET | İnternetin Komutanı, Güncel Haberler, Eğitim, Sağlık, Wordpress

             Komutan, Güncel Haberler, Tatil, Diziler, Teknoloji ve daha fazlası

"Genel Sağlık" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Bugüne kadar uğruna birçok kadının hayatı söndü… Kızlık zarını herkes bekâretin simgesi bir damla kan olarak gördü…

Peki tüm bunlar doğru mu? Yoksa kızlık zarı tarih mi oldu?

Sadece ülkemizde değil birçok ülkede kadınların başlıca sorunu olan bekâret, bugüne kadar hep ilk cinsel ilişkiyle gelen kanla simgelendi. Oysa günümüzde bu inanışın doğru olmadığını savunan görüşler var. Cinsel Sağlık Enstitüsü (CİSED) de bu konu hakkında yaptığı son açıklamalarda bekâretin aslında kanla simgelenmesinin yanlış olduğunu ve her şey doğru yapıldığında ilk ilişkide acı, ağrı ve kanama olmadığını açıkladı. CİSED Başkan Yardımcısı Psikolog Gülüm Bacanak, “Ne yazık ki ülkemizde cinsel eğitim yok; kızlarımız ve erkeklerimiz cinsellik konusunda hiçbir şey bilmeden ya da çok sınırlı bilgi ile ilk ilişkiyi yaşıyorlar. Erkekler, biraz daha bilgili ve deneyimli oluyor; ancak artık toplum her şeyi serbestçe yaşıyormuş gibi görünse de, kızların evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamalarına hâlâ hoş bakılmıyor. Bir de ilk ilişkinin rahat olmaması gerektiğine dair bir beklenti oluyor; yani kadın acı çekmezse, kan gelmezse bu defa erkek şüpheye kapılıyor. Yani doğal bir dürtü olan cinsellik, toplum tarafından çok zor bir hale getiriliyor. İlk gece ile ilgili olarak kızların kafalarında bazı korkular oluyor. Acı çekmek, ağrı duymak, kanama ya da kanamama gibi. Bu şartlarda sağlıklı bir ilişki zaten beklenmiyor. Eğer erkek de ilk gece kızın korkularını fark etmeyip zorlarsa o zaman durum daha da travmatik olabiliyor. Fakat ilk gece kız ve erkek rahat olur, erkek eşini rahatlatır ve gevşetirse, yeterli ön sevişme yapılırsa acı, ağrı ve kanama da olmayabiliyor. Acıyı, ağrıyı ve kanamayı yaratan şey, ilişki sırasında kadının kendini kasması erkeğin de zorlaması oluyor” diyor. İşte Psikolog Gülüm Bacanak’tan bekâret ile ilgili çarpıcı açıklamalar!

Günümüzde çoğu kadın ilk ilişkide kan gelmemesinden şikâyetçi. Bu durumun sebebi de psikolojik mi? Yani kadınların cinsellik konusunda rahatlamasıyla ilişkili olabilir mi?

Kan gelmemesi şikâyetçi olunacak bir durum değil aslında; ancak toplumda öyle bir beklenti var. Genç kızlarımız daha önce hiçbir cinsel temasta bulunmadığı halde ilk ilişkide kan gelmediğinde kendinden şüphe etmeye başlıyor ve bu onların psikolojisini de bozuyor. Ayrıca ne yazık ki erkeklerimizde de kan görme beklentisi çok fazla.

Bekâret korkusu kadınları farklı şeylere itiyor Bekâret tabusu kadının cinsel hayatını nasıl etkiliyor?

Bekâret bir damla kanla ölçülebilen bir şey değil. Bekâret aslında kişinin beyninde. Tabii ki “Herkes önüne gelenle birlikte olsun, toplum kurallarını hiçe sayarak cinselliği yaşasın” demiyoruz; ancak toplumun erkeğe, sınırsız cinsel özgürlük sağlarken, kadının cinselliğini bastırıp kısıtlaması da ileride kadının evlilik hayatında cinsellikten hiçbir zaman zevk alamamasına neden olabiliyor.

Bugüne kadar bekâret hakkında bilinenler yanlış mı?
Zaten aslında yüzyıllardır var olan bir gerçek var. Halk arasında söylenenler, her zaman doğru olmayabiliyor. Bu konuda tabii ki kadın doğum uzmanları daha ayrıntılı bilgi sahibi ve bizim görüşlerimize katılmayabilirler, ancak herkesin kabul ettiği bir gerçek var; aslında kızlık zarı doğuştan delik. Kızlık zarı bir perde gibi vajina ağzını kapatıyor ve ilk ilişkide yırtılacak, delinecek, patlayacak sanılıyor. Hatta ilk ilişkide kızlık zarından patlama sesi geleceğini düşünen ve bu yüzden ilişkiden korkan danışanlarımız bile oluyor. Oysa kızlık zarının ortasında âdet kanının aktığı bir açıklık bulunuyor yani orası tamamen kapalı değil; her kadın da âdet gördüğüne göre demek ki kızlık zarı toplumun zannettiği gibi bir yapı değil.

Farklı bakış…

Kadın Doğum Uzmanı Dr. Hüseyin Kösoğlu ise kızlık zarı ile ilgili şunları söylüyor: 11-12 çeşit kızlık zarı tipi bulunuyor.

İlk ilişkide mutlaka kan gelmesi zorunlu değil, çünkü dış genital organlarla, iç genital organlar farklı yapılardan oluşuyor.

Cinsel temasla birlikte kızlık zarı bazen eriyebiliyor ve bu durumda kan gelmiyor.

Kızlık zarının bulunduğu bölgede doku parçası varsa cinsel organ içeri girerken zar yırtılabiliyor, bu durumda kan gelebiliyor.

Kan gelme durumu genelde cinsel ilişkide yaşanan psikolojik rahatlıkla ilgili değil, kızlık zarının yapısıyla ilgili bir durum.

Avandia Diyabet Hapı

Diyabet hastalarının en fazla kullandığı haplardan birisi Avandia isimli hap idi. Son araştırmalar sonucunda Avandia diabet hapının kalp krizi geçirme riskini çok fazla artırdığı belirlendi. Bu nedenle ilaç Avrupa’da ve Türkiye’de yasaklanıp toplatılmaya başlandı.

Avrupa İlaç Kurumu hastaları Avandia için uyardı. Avrupa İlaç Kurumu, ilacın hastalarda kalp krizi ve inme gibi yan etkilere neden olabileceği sonucuna vardı.

Dev ilaç şirketi GlaxoSmithKline tarafından 1999′da piyasaya sürülen ilacı, son on yılda en az 2 milyon kişinin kullandığı tahmin ediliyor. İngiltere’de ise kalp rahatsızlıklarına yol açabileceği yolunda kaygılar bulunduğu halde, 100 binden fazla hastanın bu ilacı kullandığı belirtiliyor.

Sağlık riskleri

Guardian gazetesine göre ilacın kalp krizleri ya da inmeyle bağlantısına ilişkin kanıtlar 2007′den bu yana ortaya çıkmaktaydı. Gazete, şirketin ilacın güvenli olduğunu savunduğunu, ama geçen Temmuz ayında ABD’de açılan 10 bin davayı uzlaşma yoluyla sonuca bağlamak için 460 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul ettiğini aktarıyor.

Avrupa İlaç Kurumu’nun sözcüsü de hastalara çağrıda bulunarak hekimleriyle durumu gözden geçirmelerini ve alternatif ilaç talep etmelerini önerdi.

Avandia, başlangıçta kalp sorunları bulunan hastalar için riskler içerdiği uyarısıyla piyasaya sürülmüştü. Ancak bu uyarı, daha sonra diğer kalp sorunlarını da kapsayacak şekilde genişletildi.

TÜRKİYE’DE DE YASAKLANDI

Sağlık Bakanlığı şeker hastalarının kullandığı Avandia’yı yasakladıklarını açıkladı

Türkiye’de son yıllarda sağlık alanında önemli gelişmeler yaşandı. Hastaların daha iyi koşullarda tedavi edilebilmeleri ve artık doktor kuyruklarında beklememeleri için önemli adımlar atıldı.

Avrupa’ya uyum yasaları çerçevesinde Avrupa’daki Aile hekimliği uygulaması Türkiye’de de uygulamaya konuldu. Bu uygulama ile her aileye bir doktor tahsil edilerek, her seferinde aynı doktora gitmemiz sağlandı.

Vatandaşlar hastalandığı zaman bu hekime giderek daha iyi tedavi olabilecek. Hasta sürekli aynı doktora gittiği için, sağlık sorunları hekim tarafından daha iyi analiz edilebilecek.

Hangi Doktor Size Atandı?

Sistemin diğer bir faydası ise nesilden nesile geçen ailevi hastalıkların erken tehşisine daha fazla olanak sağlaması. Hangi doktorun ailenizin hekimliği görevine atandığını öğrenmek için ise Sağlık Bakanlığı‘nın açtığı siteye ulaşabilirsiniz.

Sağlık Bakanlığı bu site dışarısında başka kaynaklara güvenilmemesi konusunda vatandaşları uyarıyor. Aile hekiminizi öğrenmek için bu adrese tıklayabilirsiniz…

Yaz aylarının etkisinin arttığı ve oruç ile birlikte katlandığı şu günlerde sağlığımıza dikkat etmemiz gerekiyor. Sıcaklar sadece beden sağlığımızı etkilemiyor. Beden sağlığımızın yanında ruh sağlığınıda olumsuz yönde etkiliyor.

Özellikle tatil beldelerimizde sıcaktan etkilenenler çok daha fazla oluyor. Nede olsa tatildeyim, güneşin tadını çıkarayım diye öğle saatlerinde güneşin altında kalanlar akşam olunca kendini acil serviste buluyor. Sağlığınızı korumak için 12:00 – 15:00 saatleri arasında denize girmek yerine odanızda dinlenmeyi tercih edin.

Hava değişiklikleri kişinin sıvı dengesini bozarak sinir sistemini doğrudan etkiliyor. Buda ruhsal bunalımla birlikte aşırı sinirlenmeye neden oluyor. Ayrıca bıkkınlık, isteksizlik ve sürekli yorgun olma halleride görülüyor ve tatiliniz burnunuzdan geliyor.

Son günlerde nem miktarıda oldukça yüksek. (Nem gece saatlerinde en yüksek değerine ulaşır, gündüz en sıcak zamanlarda en düşük değerdedir.) Nem miktarı özellikle kalp rahatsızlığı olanları, yaşlıları, çocukları, hipertansiyonu bulunanlar ile karaciğer, böbrek yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalığı olanlar,depresyon ve benzeri pisisik bozuklukları olanlar, astım, koah, ve akciger problemleri olanlar ve bağışıklık sistemi yetersizligi (immun yetmezlik) olanları etkiliyor. okumaya devam edin…

Kapat